Ohrid’in nesini sevdin derseniz… Yunanistan’a geri dönüşünü derim.

Şaka şaka, o kadar da değil 🙂 Şöyle diyeyim, tatile Yunan’dan başlayıp, Ohrid’in devamına da Yunan koyunca, bir an önce tekrar Yunan’a dönme telaşıyla… böyle bir mutsuz, bolca da huysuz bir şekilde gittim Ohrid’e. Ki ben hiç huysuz değilimdir. Asla.

Nasıl?

Bu sefer de istisna bozulmadı bizde, elbette araba ile.

Istanbul-Ohrid 10-11 saat süren bir yol. Bu yolun Kozani’den sonrası, yani son 2-3 saatinde otobandan ayrılıyorsun.

Araba ile gidersen, tavsiyem yolu ikiye bölmen. Selanik’te bir gece kal, ertesi sabah 4 saatte Ohrid’tesin. Tabii bizim gibi kaybolmazsan… en son sadece keçilerin ve bizim olduğumuz bir yerdeydik. Hayır nasıl gittik oraya, her türlü gprs filan açıkken nasıl kaybolduk hala anlamış değilim… acaba kılavuz ben olduğumdan olabilir mi? 🙂 Azca huysuz ve bolca kargayım.

Nerede kalınır?

Villa Lollobrigada’dan Ohrid Gölü

Merkeze yakın bir yerde kalmaya dikkat et.

Bizim kaldığımız Villa Lollobrigida dükkanlara baka baka gidersen merkeze yürüyerek 10 dakika, bakmadan gidersen 5 dakika mesafede 🙂

Burası bir apart daire, zaten Ohrid’teki çoğu konaklama yeri de öyle. Oda oldukça geniş, odalar Ohrid Gölü manzaralı, balkonda oturmak şahane, curcunadan uzak, ev sahibemiz sempatik bir hatun ve inanır mısın evdeki eşyalar yeni, modern.

Yaaa işte Yunan adamı böyle yapar, hey yavrum hey o 70’lerden kalma çam yataklı otellerden sonra bildiğin ultra lüks Ohrid.

Ne zaman?

Biz Temmuz’da gittik, ve gündüzleri rahat rahat göle girip güneşlenirken, geceleri mutlaka kot mont vs aldık üzerimize. O yüzden tavsiyem Ağustos 🙂

O montlar hep fazlalık bavullarda :/

Kim gitsin?

Tersten başlayayım, parti isteyenler gitmesin mesela. 42bin kişilik bir yerden bahsediyoruz, neyin partisi…

Onun dışında 10 saat yol yapıp Ohrid’e gitmek istiyorum, illa Ohrid diyen herkes gider (hala biraz huysuzum), ben küçük çocuklar için de çok güvenli buldum. Şehir içinde araç trafiği yok.

Nerede yenir?

Belverede’deki müzisyenler. Kontrbas dahil 🙂

Restaurant Belvedere : Sahilde, meydanın tam göbeğindeki bu restaurant’ı görmemeniz mümkün değil. Yemekleri aklımda hiç kalmamış, çalan müzikler aklımda. Geceleri kalabalık bir orkestra büyüklüğünde bir grup canlı müzik yapıyor. Şurada müziğin videosu da var.

Restaurant Damar : Buraya gitmedik aslında, ama her akşam önünden yürürken çok sempatik gelmişti. Saint Sophia’nın tam karşısında.

Restaurant Dva Bisera : Kime sorsanız burayı tavsiye edecek size. Ohrid’e ünlü kim gelirse buraya uğruyor(-muş). Bize uzak geldi, araba ile taaam 15 dakika 🙂 Evet insanoğlu hemen şımarıp kolaya alışıyor.

Kaneo Restaurant : Dva Bisera yerine Kaneo’yu tercih ettik, çünkü yürüyerek gidilebiliyor ve Dva Bisera gibi su üzerinde. Ama buranın da yemeklerini (balık, deniz ürünleri sipariş ettiğimizi hatırlıyorum) hiç hatırlamıyorum. Sanırım Ohrid’ten hoşlanmamaya o kadar kararlıymışım ki her şeyi silmişim kafamdan :)) Çünkü huysuzum.

Not : Evet Ohrid’te taze balık var. Malum göl var… Gene de saçma bence, dağ köyünde yemem ben balık filan (gene huysuz). Ayrıca köftesi de meşhur. Osmanlı’nın elinin değdiği nerenin köftesi meşhur değil ki?

Niye Ohrid’e gidilsin?

Deniz (daha doğrusu göl) tatilini ve tarih tatilini daha kompakt bir halde bulamazsın.

Sahilde minik motorlu kayıklar göreceksin, yap bir şımarıklık gün boyunca kirala motoru, kıyı kıyı gölü turlarsın, o arada seni Saint Naum Kilisesi’ne de götürür, ki manzarası müthiş.

Saint Naum’dan sonra plajlara gidip denize girersin, göle inen su kaydırakları olan plajı bul, en eğlencelisi kesinlikle o.

Akşam üstü olunca, Tzar Samuil Kalesi’ne çık, tepeden manzara çok güzel.

Eski şehrin sokaklarında dolaş -bana niyeyse Mardin sokaklarını anımsatmıştı, sanırım abbaralardan dolayı…

Sevdiklerine inci küpe al – mesela bana -. Boşuna Makedonya’nın incisi denmiyor Ohrid’e… İncileri meşhur.

Tavsiye

Araba ile gidersen yolun keyfini çıkart. Muhteşem bir yeşil.